Eylül çok güzel geldi...

Hepimiz farklı şekillerde zor zamanlar geçirdik/geçiriyoruz.

Gerçekten yakın arkadaşlarım, özellikle son zamanlarda sakin sakin kendi üzerimde çok çalıştığımı ve bunda hayli zorlandığımı bilir... Akademik ve sportif işler, başarı çabaları, yapılması gerekenler, sosyal sıkıntılar ...vb pek çok şeyin de üst üste geldiği bu günlerde içim çok darlanmıştı. Üzüldüğüm bir kaç olayın da yaşanmasıyla, bir kaç gün önce hafifçe silkelendim. Fiziksel ve zihinsel olarak yeni planlar yaptım kendime naifçe. Ardından İstanbul'a eğitime gittim.

Dün bir mail aldım. Eylül'ün ilk gününde, biraz yorgun, biraz sıkkın bir günün ardından... Bir üyemden gelen bu maili okuduktan sonra kendimi usulca ağlarken buldum. Bazı şeylerin meyve verdiğini, fark yarattığını, değiştiğini ve değişeceğini, kendimle ilgili hala çoook yolum olduğunu, her şeyi iyice, tarafsız ve etik değerlendirmeye devam etmem gerektiğini ve daha bir çok şeyi hissettim. Ağlamamda bunların hepsine ek olarak mutluluk ve şükür de vardı.

Maili merak edenler için, üyemin izniyle bana attığı maili aşağıda paylaşıyorum...


Selen Hocam Merhaba,

Size biraz kendimi anlatmak isterim. 32 yaşındayım. Anne karnında başlayan ve doğumumla beraber şekil alarak devam eden bir kas rahatsızlığım ve buna bağlı olarak geçirdiğim bir dizi ameliyat geçmişim var. Bütün bunların sonucunda bana kalan, sol kolumu tutan iki kasım felç.. Bu belki ilk okunduğunda basit gibi görünebilir. Ancak ben bu yüzden çocukluğum dahil olmak üzere hep saklandım. Evet. Kelimenin tam anlamıyla saklandım. Çocukluğumda acımasız eleştirilerden saklandım, ergenliğimde geçirdiğim ameliyatlar neticesinde kalan izlerden dolayı dış görünüşümden saklandım, üniversitede sorulardan saklandım, işe başladığımda bunun mesleğime mal olmaması adına farkedilmekten korktuğum için saklandım. Hatta bu yüzden çok çok sevdiğim bir işi bırakmak zorunda kaldım. Çünkü yapamadım. Girdiğim her ortamda saklandım. Kaslarımı çalıştırabilmek için bir çok spor denedim. Bir gün de antigravity yogaya şans verip deneme dersine katıldım. İlk dersten sonra asla benim yapabileceğim bir spor olmadığına ikna oldum tabi. Taaaa ki bir arkadaşımın ısrarla antigravity yogayı bir de “Selen Kelecek” ile dene diyene kadar :) Denedim ve bırakamadım. Bugün geldiğim noktada yıllardır yarı performans ile kullanabildiğim kolumu, günlük hayatıma da pozitif etki bırakacak şekilde kullanmaya başladım. Ve keşke dedim. Keşke daha önce antigravity yogayla ve daha da önemlisi antigravity yogayı sizinle tanısaymışım. Belki bazı şeylere bu kadar geç kalmazdım. Örneğin, bebeğimi zorlanmadan, destek almadan daha rahat emzirebilirdim, belki işimden ayrılmak durumun kalmazdım ve daha nicesi.. Uzun lafın kısası, Saklandığım yere gelip kapıyı araladığınız ve hayatıma dokunduğunuz için size minnettarım. Kapıdan beraber çıkacağımız günleri iple çekiyorum. ☺️


Sevgiyle kalın



Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

ME vs ME