"real" or "perfect"?

Bugün instagram’da paylaştığım fotoğrafın altına “We were born to be real, not to be perfect.” cümlesini yazdım. Mükemmeliyetçi biri olarak. 😆 Trajikomik.

Baya mükemmeliyetçiyimdir yaptığım işte. Makale eksiksiz olmalı (bana kalsa o kadar iyi olmalı ki hakem düzeltmesi bile gelmemeli o derece 😂), okulda anlattığım ders içime sinmeli (hoş Online eğitimde zorla bıraktırdılar bunu ama), hamakta bazı pozlar için üyeler önce kuvvetlenmeli...vb.

Mesela yazdığım bir yoga dersini beğendiysem, üstüne üyeler de beğendiyse ve bunu bi şekilde bana aktardılarsa, 2-3 gün mutlu gezerim. Valla, şahitlerim var bu duruma 😊

Burası bir günlük edasında olmasaydı, asla olmazdı. Çünkü her şey doğru olmalı, düzgün ifade edilmeli...vb diyeee diye kalırdı o iş. LiveToBloom’a yazmak benim için zor mesela, büyük sorumluluk orası benim için.

Bilimsel olarak baktığımızda mükemmeliyetçiliğin beraberinde getirdiği ilk şey de tükenmişlik aslında. Ama şimdi bilimsel olarak bakmıcam 😁

Bazen o kadar uğraşıyorum ki kusursuz olsun diye. Yoruluyorum, belki yoruyorum da. Kusursuz olsun diye uğraştığım şey bırakın kusursuz olmayı, olmuyor bile. Bu her şey olabiliyor bende; ilişki, makale, ders... enerjimi kusursuzluğa harcıyorum, kusurlarıyla güzel olanı kaçırıyorum. Gerçek olan kusurlu değil midir zaten? Hepimiz yanlış kararlar veriyoruz, hepimiz başkalarını üzüyoruz, hepimiz kilo alıyoruz, hepimiz düşüyoruz, hepimiz hata yapıyor, başarısız oluyoruz. Bizi gerçek yapan, bizi şu anki biz yapanlar bu kusurlar değil mi? Bunu sürekli kendime söylemem lazım sanırım. Yazarken fark ettim ki, kusurlarıma sarıldığım tek yer mat. Orada kusursuzu değil, gerçeği arıyorum.


Bizim kusurlarımızla evren kusursuz işliyor bence.

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

ME vs ME